Türkçecinin Aşkı

Sevgilim,

Zamirlerin isminin yerini tutamayacağı bir gecedeyim. Her şey karanlık ve darmadağın. En kral yapıbilimci gelse yine de cümleler gibi darmadağınıklığımı bir paragraf hâline getiremez. Sen varsın, ben varım, bir de sevgimiz var bu gecede. Tıpkı giriş, gelişme, sonuç bölümleri düzenle sıralanmış bir metin gibiyiz.

Düzeltme işaretine benzeyen şapkamı alıp ünlem gibi uzayan sokaklara noktamı koymak istiyorum. Fakat ayraçlarla eki ayrılmış özel kelimeler gibi varlığından uzak düşüyorum. Ne zaman parantez gibi kıvrılan saçların aklıma düşse; üç noktalar gibi suskun kalıyor yüreğim. Sensizlik öyle zor ki tırnak içine alınmış kelimeler gibi soyutluyorum kendimi hayattan.

Ben senin lirik şiirler kadar duygusallığını, epik şiirlerdeki kahramanlıkları andıran azmini, pastoral şiirlerdeki tezek kokusunu hissettiren doğallığını sevdim. Bir manzum destan yazdın yüreğimde. Manas’tan uzun sancılar yaşadım ve inan hüznüm, Göç Destanı’ndaki hüznü aratmadı.

Ben adının önüne gelebilecek sıfatları bile kıskandım. İstedim ki sen hep gizli bir özne olarak kal ve sadece ben bileyim varlığını. Sen ve ben derken aramıza giren bağlacı bile suçladım. Bir bağlaç uzaklığı kadar bile olsa senden ayrı kalmak, bana ne acılar verdi; bilemezsin. İsim fiil ekleri mayışırken ben hayalinle sarhoştum. Sıfat fiillerin anasının mezar dikeceğini duyunca burkuldu içim biraz. Düşündüm, bir şiir gibi gelir misin kabrime diye.

Realizmden naturalizme kadar ne akımlar yaşadı bu gönül, ama hiçbirisine böyle tutulup kalmadı. Yarım kafiyeler yarım, zengin kafiyeler fakir, tunç kayifeler bakır olup uyumunu yitirirken biz redifler gibi uyum sağladık birbirimize.

Hayatımın anlam bilgisi, sözcükte yapım, bir tanem, sayı sıfatım. Kaşı karam, gözü karam, ders aram. Çözemediğim testlerdeki telaşım, ninni gibi sıcacık aşım... Sensiz bir dünya yüklemsiz bir cümle gibi yarım.Yazamadığım romanım, söyleşim, anım, damarımdaki kanım...

Düşünüyorum da; cümle ögelerine, sözcükler ek ve köklerine ayrılır; ama biz asla ayrılamayız.

 

Yorum Yaz